Prof. Dr. Fatmagül Berktay uzun yıllar boyunca Siyasal Bilimler üzerine eğitim vermiş bir akademisyen. Hem Türkiye’nin sosyal ve siyasal problemleri hem de komşu ülkelerimizin ve dünyanın sosyolojik dönüşümünü iyi okuyan isimlerden. Kendisinin, kitlelerin toplumsal olaylar karşısındaki psikolojisi üzerine değerlendirmeleri de bu anlamda büyük önem taşıyor.

2011 yılında cereyan eden Mısır ve Tunus ayaklanması örneklerinden yola çıkarak için şöyle diyor Berktay:

– Bu hareketler beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü hem Tunus, hem Mısır küçümsenmemesi gereken, gerçek halk hareketleri ve aynı zamanda yurttaş hareketleri. Bazıları bu heyecanı eski devrimci bir romantizme bağlıyorlar; bağlasınlar hiç önemli değil. 

Halk kendi hareketini getirmesi için birbirini cesaretlendiriyor, söz konusu bölgelerdeki tüm insanlar için geçerli bu. Demokrasi artık zamanın olağan bir isteği. -Bir şeyleri değiştirebilirim- cesareti çok önemli. Bu 1970’lerin ruhuydu, çok uzun zamandır kaybolmuştu. Sonra ‘89’ da bunu Berlin Duvarı’nın yıkılmasında da gördük. Şimdi gördüklerimiz de tarihi anlardır. 

Eski çağlardan günümüze, her zaman isyanlar oldu… Ama Tunus’taki isyan eskiden olsaydı, şimdiki gibi yayılamaz, Tunus’ta kalırdı. Mısırlılar internet, televizyon sayesinde bu kadar çabuk haberdar oldu ve etkilendi, zamanın farkı bu. Wikileaks’in rolünü de hatırlamak gerekir; özellikle Tunus’ta çok önemli oldu. Yabancı güçlerin hiç de o kadar destek olmayacakları ortaya çıktı. Gördük ki, internet ve televizyon örgütlenmeyi inanılmaz şekilde hızlandırıyor. 

Tocqueville “Devrimler yoksulların en karanlık anında değil, aydınlıktan karanlığa çökerken olur” der. Daha iyi bir dönemden gerileme olduğunda patlak verir isyanlar. Bunlar orta sınıf devrimleri. İlla en alt sınıflar devrim yapar, diye birşey yok. Ayaklanabilmek için eğitim ve özgüvene sahip olmak gerekir. Bu yüzden köleler çok zor isyan ederler. Eğitimsiz ve özgüvensizlerdir. Ama küçük mülkünü kaybetmiş sahipler, isyana yakınlardır, çünkü daha önce daha iyi bir hayatın nasıl olduğunu biliyorlardır. 

Tüm bu hareketlerde, konuşulan komplo teorilerine de pek yakın durmuyorum. Dış güçlerin etkisi belli bir yere kadardır, ve sınırlıdır. İnsan davranışı ve insan eğilimini sonuna kadar yönlendiremez, çünkü kitle hareketinin tahmin edilemezliği vardır. 

İktidarların psikolojisi

İktidarı elinde bulunduran lider çok uzun süre aynı koltukta devam ettiğinde “gerçekten kopma ve hayal kırıklığı” yaşayabiliyor.

Mübarek ayrılırken muhtemelen “30 yıldır çalışıyorum, çabalıyorum, bunlar kadir kıymet bilmiyorlar, yabancıların etkisi altında böyle davranıyorlar” diye düşündü. 

Değişmez bir gerçek vardır, “Mutlak iktidar, mutlak şekilde bozar.” Yıllarca süren tek bir güçe bağlı erki kullandığınız zaman kibire kapılmamanız mümkün değil. Kendinizi eksizsiz, tam iktidar sahibi,tüm güce vakıf görmeye başlarsınız ve o noktada artık herhangi bir eleştiriyi dahi neredeyse tanrıya yapılmış bir küfür sayarsınız… İktidarlık böyle bir şey, hele ki çok uzun bir zaman, tüm güçle kullanılıyorsa bu iktidar, zaten gerçeklikten koparsınız. Benim gördüğüm, devrilen iki liderde de hayalkırıklığı var. Hiçbiri bugüne kadar böyle bir isyan hareketinin başlayacağını tahmin etmedi. 

…Totaliter rejimler, terör üzerine kuruyorlar iktidarlarını. Terörün herkese bulaşması gerekmez, onun oradaki varlığı, bütün insanları denetim altında tutmanın aracı. Korku ve kaosla yönetimin başında yıllarca kalıyorlar. Böyle bir olay olduğunda da, korku perdesi yırtılınca hiçbir iktidar karşısında duramıyor. Saldıkları korku ve devrilmezlik anlayışı birden yıkılmaya başlıyor. 

Öte yandan isyanlar olduğunda bahanelere başvuruyorlar, “Dış güçlerin parmağı var.” diyorlar. Bunlar hep sorumluluğu almak istememenin dışavurumu. Yaptığı işlerin arkasında durmak istemeyince, suçu başkasına atma eğilimi. 

Gençler, çocuklar, yaşlılar, kadınlar, bu yaygın yelpazede bir hareketi meydana getirebiliyorsanız, demek ki bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu kadar çok kadınların olduğu bir kalabalık, Ortadoğu ülkelerinde az rastlanır. Başörtülüler de devrim yapabilir. Farklı bir zihniyet dünyasına ait olsalar bile. Haksızlığa karşı ayaklanmasını bilirler, üstelik belki de Beyaz Türkler’den, elit Araplar’dan daha fazla. Belki kocası, çocuklarınla evde otur, dediği halde, meydana gidebilir. 

Reklamlar