ABD’deki davasında Halkbank’ta suç işlendiği sonucu çıkarsa ne olur? Amerikan hukuk sistemine göre adım adım ihtimaller…

Amerika Birleşik Devletleri’nde Halkbank eski Uluslararası Bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın İran ambargosunu delmekle yargılandığı dava devam ediyor. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun bir televizyon kanalında Amerikan hukuk sisteminin bu gibi davalarda nasıl çalıştığını anlattı:

ABD mahkemesinde benzer bir banka davası:

*2015 yılında dünyanın en büyük bankalarından, Fransız bankası BNP Paribas’nın ABD tarafından Sudan, İran ve Küba’ya uyguladığı ambargoları ihlal ettiği gerekçesiyle 8.9 milyar dolar gibi rekor bir ceza ödemesi resmen karara bağlandı. Fransa cezayı ödemeyi kabul etti.

*BNP Paribas’a kesilen bu ceza Amerikan Adalet Bakanlığı tarihinde bir finansal kuruluşa bu nedenle kesilen ilk ceza.

*BNP Paribas bu ceza nedeniyle 5 yıl boyunca gözetim altında tutuluyor.

Amerikan Hukuk Sistemi ve Zarrab Davası:

*12 kişilik jürinin suçlu ya da suçsuz demesi için oybirliği içinde olması gerekiyor. Buna rağmen karası hakim veriyor.

**Türkiye ABD’nin İran ambargosunu tanımıştı. Dolayısıyla, Türkiye suçlu bulunursa ABD Türkiye’ye para cezası kesebilir.

*Eğer İran’a sanal altın ticareti yapılmamış olsaydı, İran Türkiye’deki parasıyla Türkiye’den muazzam miktarda alım yapmış olacaktı. İran’a dövizler bavulla gönderildiği için Türkiye zarar etti.

*Davadaki başka iddia: Zarrab Türkiye’de kurduğu düzen sayesinde, İran’ın yurt dışında faaliyet gösteren paramiliter Kudüs gücüne para sağladı.

*Hakan Atilla’nın avukatlarının parasını Halkbank ödüyor. Bu avukatlar bu davada “Gülen Hareketi bir terör örgütü değildir” diye kayıtlara geçirdi.

*Türkiye “Cezayı ödemiyorum” diyebilir, ama tüm bankacılık sistemi bundan etkilenir. Yurtdışı dolar swiftleri ve yurtiçi dolar EFT transferleri tümüyle engellenebilir.

*Hakan Atilla’ya mahkumiyet çıkarsa, Halkbankası’na para cezası kesilebilir.

*Hakan Atilla mahkum olursa bir üst makama gidebilir, berat ederse zaten gidilecek bir üst makam yok.

*Türkiye’deki hükumetten “Erdoğan rejimi” olarak bahsediliyor, ki bu da Türkiye’yi dikta rejimlerle bir tutulması algısı amacı güdüldüğü kuşkusunu doğuruyor. Benzer söylemler medyada ağırlıklı olarak devrik diktatör liderler için de kullanılıyordu ve kullanılıyor. Zira bir kişinin tekelinde olmayan rejimler belirli şahısların ismiyle değil, demokrasi, cumhuriyet gibi yönetim şekilleriyle birlikte anılır.

 

Reklamlar