Eğitim-Sen’in 2017’ye ışık tutan raporu eğitimde cinsiyetçiliği ve gerilemeyi gözler önüne seriyor.

2017 yılında yayımlanan “Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu” raporuna göre Türkiye 144 ülke arasında 131’inci sırada yer alıyor. Türkiye’ye yakından bakınca durum vehametini gösteriyor.

Eğitim-Sen’in “Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu”

Eğitim, devletin resmi ideolojilerinin pekiştirilmesinde ve yeniden üretilerek topluma aşılanmasında en önemli araçlardan biri olarak görülmektedir. Bu nedenle toplumda var olan ve devletin karakterini de belirleyen güç ve iktidar ilişkileri dolaysız bir biçimde eğitim sistemine yansımaktadır. Eğitimin içeriği ve okul kültürüne yansıyan bu ilişkiler sadece kız ve oğlan çocuklarının eğitime erişimindeki eşitsizlikleri değil, eğitimin toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerindeki etkisini de barındırmaktadır.

Demokratik, parasız, bilimsel, anadilinde, laik, kamusal ve cinsiyet eşitlikçi eğitimin önündeki engeller artarak devam etmektedir. Eğitim kurumları iktidarın ayrımcı politikaları nedeniyle gerçek işlevlerinden, evrensel insanlık değerlerinden uzaklaşmaktadır. Demokratik ve bilimsel olmayan bir eğitim sisteminin özgür bireyler yetiştirmesi mümkün değildir.

Kadınların 5’te 1’i okul bitirmemiş

Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en derin yaşandığı; eğitim, sağlık, istihdam, siyasal katılma gibi temel başlıklarda kadınlara yönelik sistematik ayrımcılığın devam ettiği ülkelerden biri.

* Türkiye’de 14 yaş üzerindeki nüfusun, (yüzde 84’ü kadın olmak üzere) 2 milyon 482 bin 432’si okur-yazar değildir.

* Türkiye’de yaklaşık her 5 kadından 1’i herhangi bir okul bitirmemiştir. Kadınların yüzde 71’i lise altı düzeyde bir eğitim almıştır.

* Kadınların sadece yüzde 17’si lise ve dengi ve yüzde 12’si ise lise üzeri eğitime erişebilmektedir.

Kız çocukları Açıköğretim ile uzaklaştırılıyorlar

*4+4+4” eğitim sistemiyle kadınların net okullaşma oranının azaldı; açıköğretime devam eden ortaöğretim öğrencileri içinde kadınların oranının yüzde 62’ye yükseldi. Raporda, “Sistem değişikliği sadece ‘8 yıllık zorunlu temel eğitimden vazgeçme’ değil bütünlüklü olarak kadınlara yönelik cinsiyetçi müfredat ve uygulamaların yürürlüğe konulması ve kadınların ‘açık öğretim’ kapsamında evde tutulması ile sonuçlanmıştır” denildi. 

Reklamlar