90. Oscar Ödül Töreni 4 Mart’ta gerçekleşecek ve büyük ödüller sahiplerini bulacak. Geçtiğimiz haftalarda aday listesini açıklayan Akademi Ödülleri’nde bu sene bizleri neler bekliyor? 

Adayların yayınladığı listeye baktığımızda bu sene Oscar jürisinin seçim yaparken zor zamanlar geçireceğini söylemek yanlış olmaz. Birden fazla kategoride sivrilen yapımlar arasında The Shape of Water, Call Me By Your Name, Dunkirk, Lady Bird, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri yer alıyor. Ki hepsi de iddialı, sağlam filmler olarak gerek seyircilerden gerekse de eleştirmenlerden büyük övgüler almış, BAFTA ve Altın Küre ödül törenlerinden eli boş dönmemişti.

Oscar’da değişim rüzgarı

Bağımsız filmler, eleştirel duruşları ve gişe kaygısından uzak oluşlarıyla büyük sinemalardan ziyade film festivallerinin baş tacıdırlar. Aslında, insanların “sanat filmi” diyerek uzak durduğu bu yapımlar küçük bir “sinefil” azınlığına hitap ediyordu şimdiye kadar. Ne var ki, gerek ABD’de Trump’ın başa gelmesinden sonra gerek dünyada yaşanan önemli olaylar sebebiyle, bağımsız sinemanın bu vizyonu değişmeye başladı. Artık insanlar bir mesajı olan, gerçeklikle ucundan kulağından bağlantılı anlatılara rağbet ediyor ve bu tarz filmleri el üstünde tutuyorlar.

Bu yıl 90. kez yılın farklı kategorilerdeki en iyi filmlerini seçecek olan Oscar Akademi Ödülleri, yıllardan beri daha çok ana akım Hollywood filmlerinin yarıştığı bir platform niteliği taşıyordu. Fakat yukarıda belirttiğim sebeplerden ötürü,  Akademi Ödülleri de halkın nabzına göre şerbet vermek durumunda kaldı. “Sanat değerlendirmesi” yaparken toplumun duyarlılık gösterdiği mevzulara karşı aldırışsız bir portre çizmek istemeyen Oscar yetkilileri, artık festival filmlerine her yıl daha fazla şans veriyor.

Oscar için şansı olanlar ve olmayanlar

2018 Oscar adayı filmler
2018 Oscar adayı filmler

Guillermo Del Toro’nun yönetmenliğini yaptığı “The Shape of Water”ın, en iyi film ve en iyi yönetmen dahil olmak üzere 13 adaylığı var. Bunda elbette yönetmenin bir sene boyunca filmini ağzından düşürmeyerek yaptığı reklamın payı büyük. Bana kalırsa diğer özgün yapımlar arasında epey aşağı sıralarda yer alması gereken film, her şeyin sorunsuz bir şekilde iyi karakterler lehine işlediği, zayıf çatışmalar barındıran bir yapım olmuş. Üstelik, senaryosunun özgünlüğü de su götürür vaziyette, zira önce yönetmenin senaryosu “The Space Between Us” isimli 2015 tarihli bir kısa filme “benzetildi”, daha sonra Fransız yönetmen Jean-Pierre Jeunet Del Toro’yu filmlerinden sahne çalmakla suçladı. Son olarak da, filmin 1964 yılında yazılan tiyatro oyunu “Let Me Hear Your Whisper”dan çalıntı olduğu iddia edildi ve yönetmene dava açıldı. Gerçekten de bahsi geçen yapımları araştırdığımızda veya izlediğimizde şaşırtıcı benzerliklerle karşılaşıyoruz. Oscar jürisinin ise, tüm dedikodulara kulak tıkaması halinde, The Shape of Water’a pek çok kategoride ödüller yağdırması muhtemel görünüyor. Biz yine de olayın iç yüzünü araştırırlar ve herhangi bir haksızlığa mahal vermezler diye umalım.

Tüm adaylar arasından sivrilen ikinci film ise 8 adaylıkla Cristopher  Nolan’ın “Dunkirk”ü. Dunkirk, onlarca bağımsız film arasından Hollywood filmi kimliğiyle adından çokça söz ettirmişti. Tabii bunda başarılı yönetmenin adı da büyük rol oynuyor. Bir de, ismini 7 kategoride birden gördüğümüz “Three Billboards Outside Ebbing, Missouri” bağımsız sinemanın gururu olarak karşımıza çıkıyor. Irkçılık ve bürokrasiye karşı bir eleştiri niteliğinde olan yapım, Trump döneminde ödül vermek için güzel bir seçenek gibi görünüyor.  En İyi Film, kategorisinin iddialı diğer isimleri ise LGBTI temalı “Call Me By Your Name”, erkek yönetmenler dünyasının içinden sıyrılan Greta Gerwig imzalı “Lady Bird” ve Paul Thomas Anderson imzalı suç filmi “Phantom Thread”. Son saydığım üç film için biz seyircilerin gönlünden geçenlerle Oscar jürisinin aklından geçenler bir olsa keşke!..

Oyuncu kategorilerinin yıldızları

timothee-chalamet-saoirse-ronan
Timothee Chalamet ve Saoirse Ronan

En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu kategorilerinde bu yıl iki genç yetenek ilk sıralarda bulunuyor. “Lady Bird”ün uğur böceği  Saoirse Ronan(23) ve “Call Me By Your Name”in Elio’su Timothee Chalamet(22). Her iki oyuncu da rol aldıkları filmlerde inanılmaz performanslar sergileyerek seyirciyi ve eleştirmenleri şaşırtmayı başarmıştı. Neticede, yaşlarına rağmen yeteneklerinin büyüklüğüyle bu ödüllere layık görülen en genç isimler arasına girdiler.

Chalamet’nin dışında, bu yıl En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Daniel-Day Lewis ve Gary Oldman gibi çok güçlü isimler var. Özellikle Gary Oldman’ın “Darkest Hour” filminde Winston Churchill’i canlandırması çok konuşulmuştu. Yüzünde tonlarca makyajla bir kişiyi canlandırmanın “iyi oyunculuk” sayılıp sayılamayacağı ise daha çok konuşuldu. Gary Oldman’ın oyunculuğu ve sınırsız yeteneği elbette ki aşikar, fakat yine bu dalda ödülün sahibi olursa bunu performansından ziyade adına borçlu olacak gibi görünüyor.

En İyi Kadın Oyuncu adaylıklarına baktığımızda da Ronan’dan başka “The Shape of Water”dan Sally Hawkins, “Three Billboards”dan Frances McDormand, “The Post”tan Meryl Streep ve “I, Tonya”dan Margot Robbie’yi görüyoruz. Birbirinden iyi performanslarıyla dikkat çeken bu aktristler arasında da Margot Robbie, canlandırdığı buz patencisi Tonya Harding rolüyle sinefillerin gönüllerine taht kurmuş vaziyette.

Biz burada yazarız çizeriz ama yine de Akademi Ödülleri’nin sağı solu belli olmaz. Üstelik, geçen yıl En İyi Film kazananının yanlış anons edilmesi rezaletini de düşünürsek, siz ödülleri çok kafanıza takmayın ve birbirinden kaliteli bu filmlerin hepsini izleyin.

 

 

 

Reklamlar