Tüm kentin elektriğini bedavaya getirenler, fosil yakıt tüketiminden kurtulanlar…

Navigant Research’ten Woods “Kentlerin, enerji üretiminde daha fazla kontrole ve yerel üretimde daha fazla desteğe ihtiyacı var” diyor. Yerel yetkililer bu konuda genellikle ulusal çaptakilerden daha etkin faaliyet göstermekle birlikte, aynı zamanda ulusal enerji politikalarından dolayı da sınırlandırılıyorlar.

Kenarındaki göl suyunu kullanan binalar

Her kentin mevcut imkânlarına göre farklı enerji kaynağı seçenekleri bulunuyor. DW’nin haberine göre örneğin Avrupa’da enerji dönüşümü konusunda faaliyet gösteren bir kurum olan Enerji Kentleri’nin AB İşleri Yöneticisi Alix Bolle’ye göre İsviçre’nin Cenevre kenti, aralarında Birleşmiş Milletler’in merkezinin de bulunduğu 400’den fazla binayı kıyısında bulunduğu Leman Gölü’nün suyu ile soğutuyor.

İhtiyacının yüzde 100’ünü yenilenebilir enerjiden karşılayacak kentlerin tümünün kaynakları aynı olmasa bile, yerelleştirilmiş dönüşümleri, çeşitli yöntemlerin denenmesinde imkân sağlayabilir ve bu kentler birbirlerinin deneyimlerinden ders çıkarabilir.

Fosil yakıttan kurtulan şehirler

ABD’nin Vermont eyaletindeki Burlington kenti tüm enerji ihtiyacını biyokütle, hidroelektrik, güneş ve rüzgârdan sağlıyor. Çevre ve iklim değişikliği alanında faaliyet gösteren bir başka STK olan Sierra Club verilerine göre ise Burlington bu alanda tek değil: Colorado’daki Aspen, Kansas’daki Greensburg, Missouri’deki Rock Port ve Alaska’daki Kodiak Island küçük kentler olabilir, ancak fosil yakıtlardan üretilen elektrik tüketimini tamamıyla sonlandırmış durumda.

Bir kentin tüm enerjisi yenilenebilir olabilir

İzlanda’nın başkenti Reykjavik tüm enerji ihtiyacını jeotermal ve hidroelektrik kaynaklardan sağlıyor. İsviçre’nin Basel kentinin ise tüm enerjisi kendisine ait yenilenebilir enerji ile çalışan bir santralden karşılanıyor.

Vancouver’ın elektriği bedava

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) “Tek Dünya Kentleri Yarışması”ndan sorumlu Carina Borgström-Hansson, Kanada’nın Vancouver kentinin, yerel işletmeleri süreçlere dâhil ederek tüm kentin elektrik ihtiyacının yüzde 98’inin yenilenebilir enerjiden sağlanmasının mümkün hale geldiğini örnek gösteriyor.

Elektrikli araçlara geçilmeli

Enerji sistemini yeniden şekillendirmek şüphesiz ciddi bir altyapı yatırımı gerektiriyor. Ancak kentlerimizdeki karbon izlerini silmek için yapabileceğimiz birçok basit şey bulunuyor.

Borgström-Hansson ulaşım taşımacılığının elektrikli hale getirilmesi çok önemli diyor, ancak hepimiz ulaşımımızı bisiklet ya da yaya olarak gerçekleştirebiliriz diye ekliyor.

Her “yenilebilir” çevreye duyarlı değil

“Yenilenebilir” kelimesi her zaman çevreye duyarlı anlamına gelmiyor. Dünyada başı çeken birçok kent enerji üretimini hidroelektrik santrallerden karşılıyor. Barajların çevreye bıraktığı olumsuz etkilerinden ve iklim değişikliği nedeniyle hidroelektrik enerji üretiminin olumsuz yönde etkilenmesinden endişe ediliyor.